Pages

Ads 468x60px

Sisler

   Zararı, sıklığına ve zamanına göredir. İlkbaharda çiçeklenme zamanlarında, tozlanmayı ve döllenmeyi güçleştirir, devamlı olursa imkânsız kılar. Bu gibi durumlarda, meyve türüne ve çeşidine göre ağaçlar hiç meyve bağlamaz ya da meyvelerin içi boş kalır. Örneğin Karadeniz Bölgesinde bu gibi sisler fındıkların içlerinin boş olmasına sebep olur.
   Meyvelerin büyüme zamanlarında fazla sis ve çiğler hastalık mantarlarının üremesine sebep olur. Bunun için sis yapmayan yayla yerlerimizde elma, armut, kayısı gibi meyveler daha güzel ve gösterişli olmaktadır. Fazla sisli ve nemli yerlerde ağaç gövdelerinin kabukları yosunlarla kaplandığından bunların temizlenmesi gerekir.



Donlar

   Kış donlarının zararı her meyvecilik bölgesinde yetiştirilen meyve türüne göre değişir. Herhangi bir meyvecilik bölgesinde kış iklimine iyice uymuş yerli meyve türlerinde veya bu yerli meyvelere benzeyen yabancı meyve türlerinde kış donlarının zararlı etkileri görülmez. Fakat yerini yadırgayan meyve türleri, her iklim bölgesi için olağanüstü sayılacak şiddetli donlardan fazla zarar görür.
   İlkbahar geç donları, meyvecilik bakımından tehlikeli ve büyük zararlara neden olan iklim olayıdır. Geç kalmış hafif donlar, yalnız ürüne zarar verirken, erken uyanmalardan sonra gelen şiddetli donlar, çiçekleri veya tomurcukları yaktıklar gibi ağaçların ince ve kalın dallarına da zarar verir.
   Erken güz donları, her iklim bölgemizde, yetiştirildiği bölgeye göre daha sıcak yerlerden getirilmiş olan meyve türleri üzerinde zararlı olmaktadır. Bu da bu gibi meyve türlerinin dallarını iyice olgunlaştırmaya vakit bulamadan bastıran güz donlarıyla yanıp kurumaları şeklinde kendisini gösterir.



Işık

   Işığın en önemli etkisi, fotosentez üzerinedir. Yeşil bitkiler, fotosentez yapabilmek için ışığa gereksinim duyarlar. Işığın diğer bir etkisi de bitkilerde ışığa yönelme (fototropizm) dir. Fototropizm bitkinin form ve fonksiyonunu etkilemektedir.
   Şiddetli ışık fazla olduğunda bodurlaşmaya, şiddeti az olan ışık ise fazla olduğunda uzamaya yol açar. Işığın olmaması, dokularda renksizleşmeye neden olur.
   Işığa bağlı önemli fizyolojik olaylardan biride fotoperiyodizm’dir. Gün uzunluğu, bazı türlerde çiçek oluşumu ve vejetatif gelişmeyi etkilemektedir. Örneğin çileklerde çiçek oluşumu belirli bir kritik değerden, daha kısa günlerde meydana gelir. Ispanakların çiçeklenmesi için ise, ışıklanma süresinin günlük 13 saatten fazla olarak, iki hafta kadar devam etmesi gerekmektedir. 



Nem

   Topraktaki nem, doğal olarak kar ve yağmur şeklindeki yağışlarla sağlanır. Eğer yağışlar meyve türleri için gerekli olan suyu karşılayamazlarsa bunun sulamalarla karşılanması gerekir.
   Meyve türlerinin bir yerde normal şekilde yetişmeleri için belli bir yağış toplamına ihtiyaçları vardır. Bu yağış, meyve türlerine ve her türe bağlı çeşitlerin uymuş oldukları çevrenin ekolojik şartlarına bağlıdır. Sert ve yumuşak çekirdekli meyve türleri, su isteklerine göre; erik, elma, armut, kiraz, şeftali, kayısı, badem ve vişneler olmak üzere sıralanır.
   Meyve ağaçları, toprakta yeteri kadar nem bulunduğu durumlarda, düzenli ve kuvvetli bir sürgün gelişmesi gösterir. Sürgün büyümesinin, toprağın nemine göre periyodik bir gelişme gösterdiği görülmektedir. Toprak neminin yeterli bulunmadığı yerlerde sürgün gelişmesi zayıf olmakta ve ağaçlar tepe tomurcuklarını erkenden oluşturarak gelişmelerini durdurmaktadır. Bu gibi yerlerde sonradan yapılan sulamalar veya yağan yağmurlarla
ağaçların tekrar vejetatif gelişmeye devam ettikleri ve ikinci kez bir sürgün gelişmesi olduğu bilinmektedir.
   Toprağın nem ihtiyacı karşılandığında, meyvelerde iriliğin arttığı, meyve dökümünün önlendiği, geniş bir taç sisteminin meydana geldiği, çok sayıda çiçek tomurcuğun oluştuğu ve verimin artığı görülür. Bu bakımdan ülkemizde meyve bahçelerinde verimin arttırılması için ihtiyaca göre, planlı bir sulama, en başta dikkate alınması gereken tedbirler arasına konmalıdır.




Toprak Sıcaklığı

   Her meyve tür ve çeşidi için optimal sıcaklık derecesinde bulunmaktadır. Bu, kök oluşumunu artırır. Sıcaklığın çok yükselmesi veya düşmesi kök gelişimini geriletir veya durdurur. Meyve ağaçlarında, yüksek toprak sıcaklığından (+35 o C )  ileri gelen kök oluşumuna zarar verilmesine ancak çok ekstrem durumlarda ve yerlerde rastlanabilir. Toprak yüzünün kışın karla örtülü bulunmadığı ve toprak sıcaklığının -10 derecenin altına düştüğü yerlerde sıcaklığın köklerdeki etkisi, dondurucu ve öldürücü olmaktadır.
   Toprak sıcaklığı, topraktaki organizmaların tür ve sayıları üzerine etki eder.o 0 nin hemen altındaki sıcaklıklarda bile parçalanma faaliyetinde bulunan mikroorganizmaların 20- 30 OC’ de bu faaliyetleri iyice artar. Toprakta bitkinin alabileceği besin maddesi miktarı da çoğalır. Bununla birlikte, sıcak yerlerde artan bu mikroorganizma faaliyeti sonunda topraktaki organik maddeler de hızla parçalanır. Böylece toprakların bu maddelerce fakirleştiği görülür. Bunun sonucunda malçlama önem kazanır.


Hava Sıcaklığı

   Bir bitkinin herhangi bir yerde yetişebilmesi için, her şeyden önce belli bir sıcaklık toplamına ihtiyacı vardır. İhtiyaç duyulan sıcaklık toplamı, türlere, çeşitlere göre yıldan yıla değişir. Meyve türlerinin ihtiyaç duydukları yıllık sıcaklık toplamı yaprak dökümünden çiçeklenmeye, çiçeklenmeden meyvelerin olgunlaşmasına ve olgunlaşmadan yaprak dökümüne kadar olmak üzere üç periyotta incelenir.

   Sıcaklık toplamının yeterli olmadığı yerlerde ağaçlar zamanında çiçek açmadıkları gibi bundan sonraki periyotta da meyvelerini olgunlaştıramaz.

   Bazı durumlarda sıcaklık toplamının yetersiz oluşu, yeteri kadar karbonhidratların teşekkül etmemesi yüzünden, meyvelerin ekşi kalmasına sebep olur. Buna en iyi örneğin; Doğu Karadeniz Bölgesinde yetişen portakallarla, Akdeniz kıyısında yetişen portakalların tatlarını kıyaslayarak verebiliriz. Gerçekten Karadeniz kıyısında daha düşük bir sıcaklık toplamında oluşan portakallar Akdeniz kıyısındakilere göre daha ekşidir.

   Meyve ağaçlarının bir yerde yetişmelerinde, sıcaklık toplamından başka optimal ortalama sıcaklık, minimum ve maksimum sıcaklık dereceleri de önemlidir. Optimal ortalama sıcaklık deyince; meyve ağaçlarında fotosentez, absorpsiyon, terleme, hücre bölünmeleri ve hücrelerin meydana gelmeleri bakımından en elverişli sıcaklık derecesi anlaşılır.


Hava Sıcaklığı

Ekolojik İstekleri

   Bir bölge ve yörede hangi kültür bitkilerinin yetişebileceği ve nasıl bir kültürel yöntemin uygulanacağı geniş ölçüde çevre koşullarına bağlıdır. Bitkilerin ekolojisi, denildiği zaman bunların içinde bulunduğu ve yaşayışlarını etkileyen tüm faktörler anlaşılır. Meyve ağaçlarının ekolojik isteklerini şöyle sıralayabiliriz:


Ekolojik İstekleri

Keyif Bitkileri

   Çay, kakao, kahve bu gruba girer.


Keyif Bitkileri

Akdeniz Meyveleri

   Muz, zeytin, hurma, incir, Trabzon hurması, yeni dünya bu gruba girer.


Akdeniz Meyveleri

Turunçgiller

   Limon, portakal, altıntop, mandalina, turunç bu gruba girer.

Turunçgiller

Sert Kabuklu Meyveler

   Ceviz, fındık, kestane, Antep fıstığı, pikan, çam fıstığı, badem bu gruba girer. Meyvenin sert kabuğu tamamıyla yumurtalığı teşkil eden karpellerden meydana gelmiş ve sertleşmiştir. İçinde ise yumurtadan meydana gelen meyveler vardır.

Yalancı Üzümle

   Çiçek tabanı etlenerek meyveyi teşkil etmiş ve bunun üzerinde, ufacık birer cevizden başka bir şey olmayan, gerçek meyveler oturmuştur. Dut gibi olanlarda ise, bir çiçek ekseni üzerinde bulunan birçok çiçeğin çanak yaprakları etlenmiş, sulanmış ve şekerlenmiş ve yine ufacık bir cevizden başka bir şey olmayan gerçek meyvecikleri bu çanak yaprakları içerisinde gömülü kalmıştır. Çilek ve duttaki bu küçük cevizlere yanlış olarak çekirdek denmektedir.

Yalancı Üzümle

Toplu Üzümler

   Meyve, ufacık birçok üzümün bir meyve ekseni üzerinde toplanmasıyla meydana gelmiştir. Ahududu, böğürtlen gibi.

Toplu Üzümler

Sert Çekirdekli Meyveler

   Erik, kayısı, şeftali, kiraz, vişne, kızılcık, iğde, zeytin, karayemiş, ünnap, ceviz gibi meyveler bu gruba girer. Bu gruptaki meyveler gerçek meyvelerdir. Gerçek meyve, doğrudan doğruya yumurtalıktaki karpellerden meydana gelmiştir. Bu karpeller büyürken dış kabuğu meyvenin dış kabuğunu, iç dokusu, meyvenin sulu ve etli kısmını, iç kabuğu ise meyvenin içindeki çekirdeğin sert dış kabuğunu meydana getirir.
 
   Bu meyve türlerinin bazılarında örneğin badem ve cevizde meyve eti başlangıçta sulu ise de sonradan suyunu kaybederek derimsi bir hal alır. Olgunlukla birlikte çatlayarak sert kabuktan ayrılır. Badem ve cevizde meyvenin tohum kısmı yenildiğinden ve piyasaya sert kabukları ile sunulduğundan meyvelerin ticari olarak gruplandırılmasında bunlar genellikle sert kabuklu meyveler içerisine konulursa da botanik bakımından yerleri, sert çekirdekliler grubu olmalıdır.



Yumuşak Çekirdekli Meyveler

   Elma, armut, ayva, alıç, muşmula, üvez, Malta eriği ( yenidünya ) gibi meyveler bu gruba girer. Bu gruptaki meyveler elmada olduğu gibi, yalancı bir meyvedir. Yalancı meyve yumurtalığı teşkil eden karpellerden değil çiçek tablası, erkek ve dişi organların dip kısımlarının büyüyüp etlenmesiyle meydana gelir. Asıl gerçek meyveyi teşkil edecek karpeller ise meyvenin içerisindeki kıkırdağımsı çekirdek evini teşkil eder.


Meyvelerin Sınıflandırılması

Ülkemizde yetiştirilmekte olan meyve türlerini meyve (meyve ve çekirdek yapısı) özelliklerine göre şöyle sınıflandırabiliriz;


Meyveciliğin Ekonomik Önemi

    Türkiye’de yetiştirilen meyve türleri dünya pazarında aranan türlerdir. Oysa subtropik meyve türlerinden ancak muz ve turunçgiller, tropik meyve türlerinden de Hindistan cevizi, kahve, kakao gibi bazılarının dünya pazarlarında ağırlıklı bir yeri vardır.
   Türk ekonomisinde meyveciliğin yeri büyüktür. 1927 yılından sonra meyve alanlarımızda sürekli artış olmuştur. Meyve alanında bir düşmeler görülse de bu oran son yıllarda yine yükselmiştir. Gelişmenin tarla ziraatındaki genişlemeye ayak uyduramaması, kısmen bu üretim alanının yetiştirme özellikleri ve bahçe kuruluşundaki güçlüklerle açıklanabilir. Her alanda meyvecilik yapılamaması, meyveciliğin genişlemesini de
sınırlamaktadır. Meyvelikler genellikle sulanabilen arazilerde kurulur.
   Tarımsal gelirin milli gelir içinde önemli bir yeri bulunmaktadır. Tarım kolları içinde milli gelire katkısı bakımından bağ ziraatı, tarla ziraatı ve hayvancılıktan sonra üçüncü sırada yer almaktadır. Türkiye’den ihraç edilen önemli meyve türleri arasında fındık, Antep Fıstığı, incir, kuru üzüm, turunçgiller, sert kabuklu meyveler başta gelmektedir. Sert kabuklu meyvelerden Antep Fıstığı, ceviz ve kestane ihraç edilen ürünlerimizdendir.


Meyveler, Meyveciliğe Genel Bakış

   Anadolu birçok meyve türlerinin anavatanı ve meyvecilik kültürünün beşiğidir. Bugün yabanileri ülkemizin birçok yöresinde yetişmekte olan elma, armut, ayva, muşmula, üvez, erik, vişne, kiraz, kızılcık, fındık, fıstık, badem, ceviz, kestane, zeytin, incir, nar vb. meyve türleri bu topraklarda yetiştirilmiş ve evrimlerini bu topraklarda tamamlamıştır. Bunlardan başka, anavatanları ülkemiz olan ancak yabanilerin yararlanılan birçok meyve türü vardır; bunlar; alıç, kuşburnu, böğürtlen, karayemiş, melengiç, mahlep, sumak vb. meyvelerdir.
Ülkemizin bazı ekstrem mikro klimaları dışında, hemen her yerinde meyvecilik yapılmaktadır. Karadeniz kıyısı boyunca elma, erik, fındık, portakal, mandalina ve çay; Marmara ve Ege’de zeytin, şeftali, incir, mandalina; Akdeniz kıyısında turunçgiller, muz ve zeytin; Güneydoğu’da diğer meyve türleriyle birlikte fıstıklar ve zeytinlikler, bu bölgelerde ekonomik yönden önem ve ağırlık taşımaktadır. Kıyı bölgelerde dağların izin verdiği ölçüde, dar veya geniş alanlarda yer almış olan bu meyvelikler, Anadolu’nun iç kesimlerine doğru gidildikçe sulak vadiler boyunca ilerler. Gediz, Büyük Menderes, Fırat, Dicle, Yeşilırmak, Kızılırmak, Sakarya, Seyhan ve Ceyhan vadileri önemli meyve alanlarımızdır.


Hayvanlar İle Tohumun Yayılması

   Hayvanlar aracılığı ile taşınan meyve ve tohumlarda hayvanların tüylerine takılacak özel yapılar vardır. Hayvanlar tarafından yenen bazı tohumlar hayvanların sindirim borusunda çimlenme yeteneklerini kaybetmeden uzak mesafelere kadar taşınabilirler. Yapışkan meyve çeperine sahip tohumlar hayvanların ayaklarına yapışarak çevreye yayılır. İnsanlarda tarımsal ve ekonomik amaçlarla tohumların yayılmasında rol oynarlar.


Su İle Tohumun Yayılması

   Su ile dağılan tohumlarda yüzmeye elverişli yapılar olmasa bile suyun akımı tohumların dağılmasını sağlar. Özellikle sulama kanalları bu yönden çok önemlidir.



Hava İle Tohumun Yayılması

   Tohumun yayılması döllerin devamı açısından önemlidir. Tohumların yayılmasında rol oynayan etkenler rüzgar, su ve hayvanlardır. Rüzgarla dağılan bitkilerin tohumları çok hafiftir ve uçmayı kolaylaştıran Özel bir yapıya ihtiyaç duyulmaksızın taşınırlar. Rüzgarla taşınan meyve veya tohumlar genellikle uçmayı kolaylaştırmak için kanat, paraşüt ve zardan yapılmış, içi havayla dolu torbalara sahiptir ya da yüzeyleri pamuksu veya tüysü örtüyle kaplıdır.



Embriyo

   Bitkinin küçük bir yavrusudur. Tohum içinde bulunan embriyo, yumurta hücresinin sperm çekirdeği ile birleşmesiyle oluşan zigotun arka arkaya mitoz bölünme geçirmesiyle oluşur. Her tohumda bir embriyo bulunur.

Embriyonun kısımları şunlardır:

* Kotiledon veya çenek

* Plumula(gövdeyi oluşturacak meristem bölgesi)

* Radikula(kökü oluşturacak meristem bölgesi)

* Hipokotil(kotiledonların alt kısmındaki kısa eksen)

* Epikotil(kotiledonlar ile plumula arasındaki kısa eksen)



Endosperm (Besin Doku)

   Çimlenmenin ilk devresinde bitkiyi besler, Çünkü tohumdaki endosperm hücreleri yedek besin maddeleriyle doludur. Bu maddeler nişasta, protein, yağ ve kalın hücre çeperinde birikmiş selülozdan ibarettir.


Tohum Kabuğu

   Kabuk, tohum taslağı örtüsünün değişmesinden meydana gelir. Görevi embriyoyu korumaktır. Bu yüzden kabuğu meydana getiren hücrelerin çeperleri süberin ve lignin birikmesiyle mantarlaşmış veya odunlaşmıştır.


Tohumun Yapısı

   Tohum, tohum taslağının kısımları tarafından çevrilmiş ergin bir embriyodur. Yumurta hücresinin gelişmesiyle meydana gelen embriyo tohumun esas kısmını oluşturur. Bunun gelişmesiyle daha sonra yeni bir birey oluşur. Embriyonun çimlenmesi için yeterli yedek maddeye ihtiyaç vardır. Yedek madde embriyo içinde veya besi doku içinde toplanabilir.



Tohum

Tohum çoğalmada en önemli etkendir. Pek çok türde tohumlar yıllarca canlı kalır ve olumsuz şartlara karşı dirençlidir. Pek çok tohum çimlenme ile yeni bir bitki elde edecek şekilde embriyo taşır. Çoğu tohum insanlar ve hayvanlar iÇin besin kaynağıdır. Bunlar yağ, nişasta, protein taşır. Bazı tohumlarda ise keyif verici maddeler bulunur.



Meyvelerin Sınıflandırılması

Meyveler üç grupta sınıflandırılır:

* Basit meyveler: Bunlar tek yumurtadan oluşmuştur. Basit meyveler etli veya kuru olabilir. Örneğin, kiraz, erik, hurma, elma basit meyvelerdir.


* Bileşik meyveler: Basit meyvelerin topluluğu şeklinde olabilir. örneğin, böğürtlen, dut gibi.


* Yalancı meyveler: Meyvenin oluşmasına, yumurtalıkla beraber çiçek tablası, taç ve çanak yapraklar katılmışsa bu meyveler yalancı meyvedir. Ürneğin, çilek, elma, armut, ayva gibi.


Meyve, Meyvelerin Oluşumu

   Meyve denince aklımıza gelen elma, armut, şeftali, erik, vişne, portakal gibi meyvelerdir. Fakat domates, biber, patlıcan, fasulye gibi sebzeler, mısır, buğday, arpa gibi tahıllar da meyvedir.

   Öyleyse meyve; bir çiçeğin olgunlaşmış yumurtalığıdır. Bazen çiçeğin diğer kısımları da olgun yumurtalıkla birleşerek meyve yapısını meydana getirir. Bir bademde çiçekten itibaren meyvenin oluşumunu incelersek, önce taç yapraklar düşer, erkek organlar ayrılır. Döllenmiş yumurtalık gelişmeye büyümeye başlar ve çanak
yapraklardan oluşan tüpü patlatır. Yumurtalık hızla büyür ve üç farklı tabaka oluşur. Bu aşamada yumurtalık incelenirse dışta exokarp, ortada mezokarp, içte ise endokarp görülür. Tozlaşmadan sonra döllenme olursa bitkilerde meyvenin gelişimi tamamlanır ve tohum meydana gelir.

   Döllenme, çiçeğin bütün kısımlarının özellikle yumurtalığın gelişmesini teşvik eder. Eğer döllenme olmazsa yumurtalık ve meyvenin gelişmesi durur. Ancak bazı bitkilerde normal meyve gelişimi döllenme olmadan da olabilir. Bunlarda tohum gelişebilir veya gelişemez. Bu durum partonegenesis ve bunu takip eden adventif embriyoların gelişmesine bağlıdır.

   Diğer taraftan bazen döllenme olur fakat yumurtalık gelişmez ve tohum olgunlaşmaz, buna rağmen meyve normal olarak gelişebilir. İşte döllenme olmaksızın gelişmesini tamamlayan meyvelere partenokarp meyve denir. Öneğin, çekirdeksiz üzümde döllenme olmuş ama yumurtalık tohum geliştirememiştir. Partenokarp meyvelerin üretimi oldukca yaygındır. Salatalık, muz, ananas bu çeşit meyvelerdendir.

   Bazı çekirdeksiz meyvelerde, meyveler döllenme kabiliyeti olmayan polenlerle tozlanarak sağlayabilir. Örneğin orkidelerde ölü polenler veya polenin su extraları tepeciye sürülünce meyve gelişimi başlar. Son zamanlarda bazı büyüme düzenleyiciler çiçeklere püskürtülerek çekirdeksiz meyve elde etme çalışmaları yapılmaktadır.





Çiçek Durumları (infloresans)

Bazı bitkilerde bir çiçek sapı üzerinde bir tek çiçek bulunduğu halde, bazılarında birden fazla çiçek bir çiçek sapı üzerinde bulunur. Bu şekilde bir araya toplanmış çiçek gruplarına infloresans denir. İnfloresans basit veya bileşik olmak üzere iki tiptir. Basit tipte eksen dallanmamış, bileşik tipte ise eksen dallanmıştır. Çiçek durumları dallanma tarzına göre ikiye ayrılır.

* Rosemäz çiçek durumu: Ana eksen yan dallara göre üstün durumdadır ve daha iyi gelişmiştir. Bunlarda ikiye ayrılır:

* Basit rosemöz

* Bileşik rosemöz

* Simäz çiçek durumu: Burada ana eksen tepesinde çiçek teşekkül eder ve büyüme durur. Yan dallar gelişerek ana eksenin yerini alır. Yan dallar hakim durumdadır. En yaşlı çiçek ana eksenin uç kısmında olur.




Yumru Veya Depo Kök

Besin maddelerini depo etmek üzere şişkinleşmiş köklere yumru kök denir. Turp, pancar, havuç yumrulaşmış köklerdir. Yumru kökler genellikle iki yıllık bitkilerde bulunur. Birinci yılda depoladıkları besinler ile ikinci yılda yeni gövdenin gelişmesine ve çiçek açmasına neden olurlar. Ayrıca bu bitkiler insanlar içinde iyi bir besin kaynağıdır.


Kök Metamorfozları

Kökler esas görevlerinden başka görevler yapmak üzere metamorfoza uğrarlar.

Kök Çeşitleri

Kökler üç gruba ayrılır. Primer kök veya ana kök, sekonder kök veya yan kök, adventif kök veya ek kökler.
Tohum çimlenince radikula yer çekiminin etkisiyle toprağın derinliklerine doğru büyümeye başlar. Radikuladan meydana gelen ilk kök primer kök veya ana köktür. Primer kökten belli bir açı(45 dereceden fazla) yapacak şekilde çıkan köklere sekonder kök denir.
Bazı durumlarda primer kök bitkinin toprak üstü organları kadar uzun ömürlü değildir. Böyle bitkilerde primer kökün yerine ömmrleri bitkinin ömrü kadar uzun olmayan adventif kökler primer kökün yerini alır.
Kökler ayrıca kazık, saçak, etli, ipliksi olarak da sınıflandırılır.

Kökün Anatomik Yapısı

Genç bir kökte dört bölüm vardır. En uçta sarımsı veya kahverengi koni biçiminde kaliptra bulunur. Kaliptra, yumuşak ve nazik olan büyüme noktasının bölünür dokusunu, toprağın sert kısımlarına karşı koruyan yapıdır.

Büyüme noktasındaki meristem hücreleri, devamlı bölünme suretiyle hızla büyümeyi sağlar. Oluşan hücreler önce bir uzama devresi geçirirler ve iç içe üç tabaka oluştururlar. Dışta dermotojen, daha altta periblem, en içte plerom bulunur. Kök tüyleri, kökün topraktan mineral madde emme görevini tam yapabilmesi için,
toprakla temas edici yüzeyi artıran kök epidermisinin çıkıntılarından oluşan yapıdır. Emici tüylerin ömrü çok kısadır. Yaşlı kısımlarda emici tüyler ve epiderma parnalanır. Bu durumda yerine çeperleri mantarlaşmış tabaka oluşur. Bu koruyucu tabakaya ekzodermis denir.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...