Pages

Ads 468x60px

Tomurcukları

   Tomurcuklar küçük, tüylü ve birkaç pulla örtülüdür. Çiçek tomurcukları, karışık yapıda olup, hem sürgün hem de çiçek oluşturur, meyve dalcıklarının ucunda meydana gelir. Her tomurcuktan bir çiçek meydana gelir. Sürgün tomurcuklarından ise sadece sürgünler oluşur.


Ekmek Ayvası

   Bu çeşidin aynı ad altında tanınan birçok tipi vardır. Bu tiplerde meyveler, gerekse tat ve gerekse büyüklük bakımından farklılık gösterir.
   Esas tipi teşkil eden ekmek ayvaları güzel, sofralık ve mutfaklık meyvelerdir. Bunlarda meyveler iri ve gösterişli, sap tarafı dar, karın kısmı geniş, kabuk sarı renkte, üzeri hafif havlı, kalın, meyve eti; gevrek sulu ve mayhoştur.
   Kocaeli bölgesinde eylül sonlarında toplanan meyveler şubat ayına kadar saklanabilir.
Ağacı, orta kuvvette büyür, seyrek dallıdır, verimlidir.

Ekmek Ayvası:

Limon Ayvası

   Piyasalarda aranan bir çeşittir. Meyveler; toparlak, sap tarafına doğru uzunca, kabuk limon sarısı renginde, havlı, kalın ve sert; eti; sarımtırak, gevrek, bol sulu ve mayhoştur. eylül sonlarında olgunlaşan meyveler aralık ayına kadar saklanabilir.
   Ağacı, orta kuvvette gelişir, önce dikine büyür, ağaç yaşlandıkça dallar da sarkmaya başlar.

Limon Ayvası

Bardak Ayvası

   Özellikle Kocaeli bölgesinde yetiştirilen bir çeşittir. Meyvelerin üzeri sık tüylü, eti gevrek, sulu ve mayhoştur. Eylül sonlarında toplanarak hevenk yapılır ve uzun bir süre kilerde saklanır. Ağacı çoğunlukla tek gövdeli, orta irilikte (3 – 4 m) ve verimlidir.

Pomolojik Bakımdan Sınıflandırılması

Ayvalar şimdiye kadar daha çok meyve şekli dikkate alınarak iki gruba ayrılmıştır.
*  Meyveleri elma biçiminde olan ayvalar (v. maliformis)
*  Meyveleri armut biçiminde olan ayvalar (v. piriform )
Bizim ayva çeşitlerimizin çoğu, limon, demir, ekmek ve bardak ayvalar bu ikinci
gruba girer.

Ayva Yetiştiriciliği

   Ayvanın anavatanı Kuzeybatı İran, Kuzey Kafkasya, Hazar Denizi dolayları ve Kuzey Anadolu’dur. Yabani türleri doğuda Türkistan’a kadar uzandığı gibi batıda da Avrupa’nın güney bölgelerine ve Kuzey Afrika’ya kadar genişler. Adları sayılan bu yerlerde ayva, yabani olarak yetişmektedir.
   Ayva kültürü çok eski çağlardan beri bilinmektedir. Kültürü Anadolu’dan, Yunanistan ve Roma’ya geçmiştir. Milattan önce 650 yıllarında Yunanistan’ da yetiştirildiği bilinmektedir. Sonradan Orta ve Doğu Avrupa’ya yayılmıştır.
    Ayva bugün Avustralya hariç diğer ülkelerin hepsinde yetiştirilmektedir. Bununla birlikte, bu meyve türü öteki meyvelere göre talep görmemiş ve üretimi sınırlı kalmıştır.
Ayva Yetiştiriciliği

Tanımı ve Önemi

   Ayva (Cydonia vulgaris Pers.) rosales takımının, rosaceae familyasının pomoide alt familyasının cydonia cinsine girer.
   Cydonia cinsi içerisinde bu türden başka, özellikle süs bitkisi olarak önem kazanmış cydonia sinensis thouin ve cydonia japonica Pers. olmak üzere iki tür daha vardır. Bu iki tür Türkiye’ de süs bahçelerinde yer almış bulunmaktadır.
   Cydonia vulgaris türü, içerisinde iki botanik varyete ayrılabilir. Bunlardan C. vulgaris maliformis, meyveleri elma biçiminde olan kültür çeşitlerini, C. vulgaris piriformis ise meyveleri armut şeklinde olan çeşitleri içine alır.
   Ayvalarda kültür çeşitleri ve akraba olan elma ve armutlardaki kadar fazla değildir. Buna sebep;

* Yeni çeşitlerin seleksiyon ve ıslahı üzerinde durulmaması

* Çoğunlukla da kendi kendini dölleyen bu çeşitte melez açılmasının çok olmaması, yeni çeşitlerin ortaya çıkmamasına neden olur.

   Ayrıca çok eski zamanlardan beri vejetatif üretme (çelik, dip sürgünü) metodunun kullanılması da çeşit sayısının azlığında etkili olmuştur. Elimizde bulunan kültür çeşitleri

yabaniler içerisinde nispeten yüksek kaliteli olanlarının seçilmesi sureti ile ortaya konulmuştur.

Demir Ayvası

      Meyveleri ekmek ayvasına göre küçük şeklide toparlaktır. Meyve eti
çok sıkıdır. Meyve yeşilimtırak sarı renkte, tüysüz, parlak, eti sert, sulu, mayhoş ve boğucu
değildir. Ekim ayında olgunlaşır.
    Ağacı orta kuvvette olup çok gövdelidir. Ağaçları önce dikine büyürlerse de meyveye
yattıktan sonra dalları sarkmaya başlar.
Demir Ayvası

Çiçekler

   Rosacaea tipinde olup, 5 çanak ve 5 taç yaprak vardır. Çanaklar, meyve üzerinde kalır. Taç yapraklar pembe – beyaz veya beyazdır. Stamen 15–20, yumurtalık 5 karpellidir.

Yapraklar

   Yumurta veya geniş elips şeklindedir. Koyu yeşil kenarları dişsiz, genç yapraklar da sap kanatçıklıdır.

Habitus

   Çalı şeklindedir. Tek gövdeli olduğunda 6-8 m boylanabilir. Gövde kısadır. Yüzlek ve saçak köklüdür.

Ayvanın Morfolojisi ve Döllenme Biyolojisi

Eşme Ayvası

   Yetiştiriciliği son yıllarda Marmara bölgesinde yaygınlaşmıştır. Orta – iri, iri, yuvarlak geniş karınlı, sapa doğru daralır. Meyve eti; gevrek sulu, mayhoş, boğucu değildir. Sofralık değeri yüksektir. Uygun koşullarda şubat – marta kadar saklanabilir.

Eşme Ayvası:

Dallar

   Elma ve armutta olduğu gibi özel meyve dalları yoktur. Genç dallar sık keçe gibi tüylü, sarı yeşil; yaşlıca dallar, seyrek keçe gibi tüylü, kahverengi – yeşildir.

Dallar

Hidrotropizma

Suya yönelim hareketidir. Dere kenarındaki bitkilerin köklerinin suya yönelmesi örnek verilebilir

Geotropizma

Yer çekimine bağlı durum değiştirme hareketidir. Bitkinin kökünde pozitif geotropizma görülürken, gövdede negatif geotropizma görülür. Kökteki pozitif tropizma bitkinin toprağa bağlanmasını sağlar.

Travmatropizma

Bitkilerin yaralanma uyaranına gösterdikleri yönelim hareketidir. Eğer bitkinin kökünde yaralanma olmuşsa o bölgede yara hormonu salgılanır. Bunun sonucunda kök, yara yönünün tersine doğru yönelir.

Diken Gövde

Kısa ve uzun sürgünlerin diken şeklini almasıdır. Görevleri bitkiyi korumaktır

Gövde Anatomisi

Genç bir bitki gövdesinden enine kesit alıp mikroskopta incelersek bitkinin dikotil ve monokotil oluşuna göre dokuların dağılış durumu, iletim demetlerinin düzeni, devamlılığı ve yapılışı bakımından büyük farklar göze çarpar. Dikotil bir gövdenin enine kesitinde dokuların belirli bir tabakalaşma gösterdikleri görülür ve üç kısım kolayca ayırt edilir.

* Koruyucu doku (Epiderma): Alttaki dokuları koruyan tabakadır. Gövdenin eksenine paralel uzanan tek bir hücre tabakasından meydana gelir. Yüzeyi kütıkula tabakası ile kaplıdır. Kütikula tabakası çok incedir. Burada az sayıda emici tüy ve stomalara da rastlanır.

* Korteks (Endoderma): Bu kısımda kökteki endodermise karşılık olan nişasta tabakası vardır. Nişasta tabakasından sonra merkezi silindir gelir ki bu kısımda dikotil bitkiler için tipik bir veya iki daire halinde sıralanmış iletim demetleri gelir.Gövdenin merkezinde kökün aksine genellikle parankimatik öz dokusu vardır.

* Merkezi silindir: Endodermanın iç kısmındaki dokular merkezi silindiri meydana getirir. Merkezi silindir dışında bulunan perisikl bir veya birkaç sıra parankima ve sklerankima hücrelerinden meydana gelir. Selüloz çeperlidirler. Yapraklar ile kök sistemi arasında madde iletimini sağlayan iletim demetlerini oluşturur. İletim demetlerinin sayısı ilkel eğreltilerde tektir. Yüksek yapılı bitkilerde birden fazladır. İletim demetlerinin dizilişi bitkilere göre değişir. Monokotillerde demetler kolleteral kapalı tiptedir. Demetler epidermanın altından başlar ve çevreye doğru sık ve küçük, merkeze doğru seyrek ve büyük olmak üzere dağılır. Dikotil, iki çeneklilerde ise kolleteral açık demetler bulunur. Parankima dokusu içinde floem dışa, ksilem içe gelecek şekilde çevreye paralel bir şekilde sıralanır.


Gövdede sekonder büyüme, tek çenekli bitkilerde genel olarak ilk gövde yapısını korudukları halde çift çenekli bitkiler ve çamlarda ikincil kalınlaşma görülür.

Çift çeneklilerde ikincil kalınlaşma gövde içinde ve iletim demetleri arasında bulunan kambiyum tabakasının bölünme faaliyetleri ile mümkün olur. Başlangıçta yalnızca iletim demetlerinin floem ve ksilemleri arasında görülen kambiyum dokusu daha sonra demetler arasındaki parankimatik bölgede de meydana gelir.

Dolular

   Çok tehlikeli hava olaylarındandır. Şiddetli olduğu zamanlar meyve üzerinde yaralar meydana getirir. Bu gibi hallerde, sonradan budamalarla fazla zarar görmüş dalları temizlemek gerekir.
   Daha hafif olursa meyveleri ve yaprakları bir parça zedeler; Üzüm, incir, kayısı, erik, kiraz, vişne gibi yumuşak kabuklu meyvelerde de çürüklüğe sebep olur. Çilek, dut, ahududu gibi meyveleri tamamen bozar.



Tipiler ve Yoğun Kar Yağışı

   Kışın uzun sürdüğü ve soğuk bölgelerimizde tipiler, çukur yerlerdeki meyve bahçelerini doldurur. Bu durum pek derine gömülen ve kardan fazla su alan ağaç köklerinin havasız kalmasına sebep olur. Bundan başka kara gömülen ağaçların taze sürgünlerini ve dallarını da tavşan ve başka yabani hayvanlar kemirerek büyük zararlar oluşturur.
   Birden bire yağan şiddetli karlar, meyve dallarının fazla kar yükü altında kalarak kırılmalarına sebep olur. Bu gibi durumlarda, dalları silkerek üzerlerine yığılan karlar düşürülmelidir; çünkü bu yüzden büyük dallar bile kırılarak, zararı birkaç yıl süren büyük ürün kayıpları meydana gelir.



Seller Ve Sağanaklar

   Su baskınları hafif olur ve kısa sürerse getirdikleri miller meyve ağaçlarına faydalı olabilir fakat şiddetli ve uzun süren seller, zarar verir. İçlerinde sürükledikleri, taşlarla ağaçların kabuklarını zedeler çok şiddetli olurlarsa ağaçları köklerinden söker.
   Bir yerde seller çok sık olur ve durmadan bahçe toprağının üzerine mil oturursa zamanla ağaçların boğazları toprağa iyice gömülerek köklerin oksijen almaları güçleşir ve bu yüzden ağaçlar büyüyemez, kalır dallar kurur, sonunda ölür.
   Sağnaklar da meyilli alanlarda ki bahçelerde, toprakları yıkayarak kökleri açıkta bırakır, çiçek zamanı ise çiçek tozlarını iyice yıkayarak döllenmeyi güçleştirir.


Seller Ve Sağanaklar
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...